Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hunlar’ın Dini neydi?

“Birçok bilgin, totemizmi insanlığın ilk dini sayar. Totemizm inancında genellikle bir topluluk, bir bitki türüne ya da bir nesneye mistik, akrabalık duyguları ile bağlıdır. Bu bağlanışın belli görev, yasak ve törenleri söz konusudur.

KURT ATA: Hunlar da hayvan atadan geldiklerine inanırlardı. Hayvanı kendisine uyulacak, ders alınacak bir örnek sayarlardı. İnsanın davranışları hayvana bakılarak ayarlanır, düzeltilirdi. Hayvanda düşünmek erkeğin, savaşçının davranışını belirlerdi. Göçebeyi yaratıcılığa, akıncılığa ve amansız başbuğluğa yönelten, işte bu inançtı. Böylece göçebe, dünyayı kendisi için var olan bir yağma ve talan yeri sayıyordu. Ancak böyle düşünebiliyordu. Totemizmin başlıca şu özellikleri vardır:

- Totem ile topluluk arasında duygusal akrabalık vardır. Başka bir söyleyişle, aynı totemden olan kişiler aynı atadan geldiğine inanır.

- Bireyler totemin adını işaretlerini taşır.

-Aynı totem çevresinde toplanan kişilerin birbiriyle evlenmeleri yasaktır.

- Totemden olan kişiler için totem olan hayvan ya da bitkiyi yemek yasaktır.

- Totemin, inanan topluluğun üyelerine yardımcı olduğuna, onları çeşitli tehlikelerden koruduğuna inanılır.

Genellikle hayvanlar totem sayılmıştır. Kimi zaman söz konusu hayvan yerine, onun bir parçası (kuyruğu, dili, pençesi, tüyü, vb.) totem yerine geçer. Hayvan totemleri, en çok avcılıkla geçinen ilkel toplumlarda görülür. Türkler’de totem inancına uygun kimi inanç ve davranışlar izlenir. Türkler, kurdu ata tanırlar. Söylenceye göre, Asya Hunları’nın hanı Mo-tun’un (biz onu yanlış okuma sonucu Mete diye biliyoruz, b.n.) soyu ejdere dayanır. Büyük olasılıkla, ejder çok eski dönemlerde tapınç olmalıdır.

GÖK TANRI: Bozkır halkları inancında Gök Tanrı tek yaratıcı olarak görülür. Tengri (gök) din sisteminin merkezinde yer alır. En yüksek varlıktır. Bu inançta Gök-Tanrı yaratıcı, tam güç sahibidir. Çoğu kez Gök-Tanrı diye anılır. Ona kurbanlar sunulur. Eliade’ye göre, Gök-Tanrı inancı, Orta ve Kuzey Asya topluluklarına özgü, özgün inanç anlayışıdır. Giraud için, doğrudan ‘bütün Türkler’in ana tapınımıdır.’

Gök-Tanrı genellikle kişilerin yaşamına aracısız karışır. Buyurduğu istemlerine uymayanı cezalandırır. Gök’ün istemine karşı gelinmez. Ant içme, şükür Gök tanrıya yapılır.

Asya Hunları’nın hanı Mo-tun, M.Ö. 176 yılında Çin İmparatoruna yolladığı bir mektupta utkularını önce Gök-Tanrı’nın yardımıyla kazandığını bildiriyor. Dördüncü yüzyıl başlarında Hun Devleti’ni kuran Liu Yüan, genç yeğeninin yiğitliği karşısında ‘Gök-Tanrı, bu kişiyi Hunları düşünerek dünyaya getirdi’ diyor.

Asya’da tarih sahnesinde görülen halklardan Gök Tanrı inancının izleri görülüyor. Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar Gök-Tanrı’ya kurbanlar sunuyor.

KUTSAL ATA: Eski Türk inançlarından biri de ataya tapınçtır. Ataya tapınç olayı da evrensel inanç kavramlarındandır. Ataya tapınç, insanın ölümün kaçınılmazlığını bilen tek yaratık olmasından kaynaklanır. Ne var ki, bu gerçeği bilmek yetmez. Kişi, bunu düşünmeyi her dönemde, hem de dirençle yadsır. Ata, kendisine tapacak soyu var olduğu sürece yaşayacağına inanır.

Ata tapıncında baba/ata, öldükten sonra ruhları aracılığıyla aile bireylerini korur.  Bu yüzden onla saygı gerekir. Ataya tapınçta en özgün özellik, insan kurban etme geleneğidir. İnsan kurban geleneği,Uzakdoğu halklarında vardır. Hunlar’da insan kurbanı olayının kimi izleri sezilir. Sözgelimi Hunlar’da yakın akrabaların birlikte gömülmesi olayından söz edilir. Ama bu geleneğin Hunlar’da bulunup bulunmadığı kesin değildir.

Ata tapıncının bir özelliği de ata anılarının kutlu sayılmasıdır. Hunlar her yıl mayıs ortalarında atalarına kurban sunar. Ata mezarlarına yapılan saldırılar ağır cezalar gerektirir. Attila, Hun hanları aile mezarını Bizans piskoposunun soyması yüzünden 2.Balkan seferini yapar. Bu inanca göre,ölülerin silahları değerli eşyaları, takıları ile birlikte gömülür. Böylece öteki dünyada, ölen kişinin rahat yaşamı sağlanmış olur. Hunlar’da, yenilen düşmanın kafatasını altınla doldurup kadeh yapma geleneği de vardır. AsyaHun hanı, Yüe-çi hanının kafatasını içki kabı olarak kullanmıştır. İbrahim Kafesoğlu, bu inancı güney kültürü olarak gösterir. Ancak,bu inanç Türkler arasında uzun süre yaşamışa benzer. Bulgarlar da aynı geleneği uygulamışlardır. Çok sonra Safeviler arasında da bu gelenek sürmüştür.

DOĞAYA TAPINMA: Asyalı Hunlar, ilkyaz ve son yazlarda atalara ve doğa tanrılarına kurbanlar keserler. Han Tanhu,gündüz güneşi, gece dolunayı ulular. Hunlar, Göktürkler,Uygurlar girişimlerini ay-yıldız hareketleri ile denetler. Tabgaçlar ilk ve sonyazda atalara kurban sunarla. Kurbanlar taş ev tapınağı içinde kesilir, çevreye kayın ağaçları dikilir. Bunlardan kutlu ormanlar oluşur.

Saldırıyı ve savaşı ancak ayın büyümekte olduğu ya da dolunay biçimine geldiğinde göze alırlardı. Büyük han her sabah çadırından çıkar ve tapınır biçimde güneşi selamlardı. Uğur getiren yeni ayı gördüğü zaman da aynı saygı ile ayı selamlardı.

YER-SU: Yer-Su ruhlarının en özgün göstergesi dağlardır. Hunlar eski yurtlarında Han-yoan Dağı’nda her yıl Gök Tanrıya kurban keser. Gan-tsuan-şan Dağı, Hunlar’ın kutsal dağlarındandır. Hun hanları Çin’le yaptıkları sözleşmeleri Hunda Dağı tepesinde kurban keserek antlarla pekiştirirler.

Gök Tanrı tapıncı ile dağ tapıncı birbiriyle yakından ilgilidir.

Söylencelerde Orta Asya’nın verimli dağları Çinlilerce tutulduğu dönemlerin anılarını yansıtır. Bolluk dağlarını yitiren göçebeler bu dağların anılarını uzun yıllar anımsayacaklardır. Hunlar, Gansu ilindeki Tsilenşan Dağı’ndan ayrıldıktan sonra ağıtlar yakacaklardır.

Bu inançta dağlar, ırmaklar, göllerin tümü canlı nesnelerdir. Kutsadıkları ırmaklar, göller salt yerel nesneler değildir. Konuşan, duyan, evlenen, çoluk çocuk sahibi olan varlıklardır.

Çin kaynaklarına göre, Orta Asya Şamanizmi’nin esasları Gök Tanrı, Güneş, Ay, yer, su, ata, ateş (ocak) tapınçlarıdır. Dinsel törenler belirli bir düzen içinde yapılır. Hakanın otağındaki tapınakta her yılbaşında tören yapılır. Törene yirmi dört Hun boyunun başbuğu katılır. Yılın beşinci ayında Lung-çeng kentinde toplanırlar. Atalara, Gök Tanrı’ya, yer-su ruhlarına kurbanlar sunarlar.

Sonyazda atlar iyi beslenmişlerdir. Orman yanında toplanırlar. Çevreyi dolaşırlar. Halk ve hayvan sürülerinin sayımı yapılır. Hakan günde iki kaz tapınım için çadırından çıkar. Sabah güneşe, geceleri aya tapar.

M.Ö. 121 yılında Çinliler bir Hun prensini yenip otağı ele geçirir. Savaş kazancı arasında bir de altın put vardır. Çin tarihçilerine göre, Hun prensi bu put karşısında Gök Tanrı’ya kurbanlar sunar.

Hunlar’dan sonra Orta Asya’da devlet kuran çeşitli Türk soyları da Gök Tanrı’ya, yer-suya, Güneşe, Aya kurbanlar sunuyorlar. Dinsel inançları Hunlarınki gibi.”

(Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları, S.24)